banner-1

Köpek Gençlik Hastalığı (Canine Distemper)

Hastalığın etkeni köpeklerde yüksek derecede bulaşıcı hastalığa yol açan morbilivirüsdür, bütün vücut artıklarıyla, özellikle de dışkıyla bulaşır. Hastalığı atlatanlar bir kaç hafta daha virüsü yayarlar. Eğer evde gençlik hastalığından ölen bir yavru varsa, dezenfeksiyon işleminden emin olmadan yeni yavru alınmamalıdır.

Hastalık genellikle 3-5 aylık yavrularda ortaya çıkar. Virüs alt solunum yolları ve bağlı lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır. Çoğalan virüs hızlı bir şekilde epitel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır. Genç veya bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda merkezi sinir sistemi zarar görür ve akut encephalomyelitis gelişir.
Biraz büyümüş veya bağışıklık sistemi gelişmiş yavrularda hastalık nonsüpratif encephalomyelitis olarak gelişir. Yaşlı ve bağışıklık sistemi gelişmiş hastalarda bağışıklık sistemine bağlı kronik prograsif encephalomyelitis gelişir.

Hastalık değişik formlarda görülür,

* Göz formu
* Solunum formu
* Deri formu
* Sindirim formu
* Sinirsel form

Bazen hastalık belirgin bir semptom göstermez ve hastalığı ilk aşamada tespit etmek güçleşir. Hastalık genellikle 40-42 C ateş , kilo kaybı, depresyon ve hafif akıntılı conjunktivit gibi belirtilerle başlar. Bu dönemde genellikle sadece göz formu ve nadirende sindirim formu görülür.

Hastalığın sistemik enfeksiyon halinde olduğu durumlarda,

* Ateş genelde vardır fakat farkedilmeyebilir.
* Burun ve göz akıntıları başlangıçta temiz gibidir fakat gün geçtikçe bu akıntılar iltihaplanır.
* Önce kuru bir öksürük vardır fakat zaman geçtikçe şiddetlenir ve kraşelenir.
* Depresyon
* Kilo kaybı
* Su kaybı
* İshal ve kusma
* Bağırsak düğümlenmesi görülebilir.

Bu dönemde genellikle göz, akciğer ve sindirim formu birlikte görülür.

Hastalığın sinirsel belirtilerle görülen formunda, genellikle sistemik hastalığın geçmesinden 2-3 hafta sonra başlar. Hastalığın belirtileri,

* Yürüme, dönme ve hareketlerde zorluk
* Nöbetler
* Uyarılara karşı aşırı duyarlılık
* Davranış değişiklikleri
* Kısmi veya genel felç
* Ağız, göz kapakları, dudaklarda ve ayaklarda ritmik titremeler
* Burunda ve ayak tabanlarında epitel kalınlaşmaları ( hyperkeratosis ) görülür.

Bu dönemde sinirsel ve deri formu beraber görülür.

Aşılama en önemli önlemdir, dişi köpeklerin çiftleştirilmeden önce aşılanmaları maternal antikor seviyesini yükseltir. Dolayısıyla doğum sonrası yavrunun korunması daha kolay olur. Hamile hayvanlarda zayıflatılmış gençlik hastalığı aşısı yapılmaz. Bazen hastalığa yakalanan yavrularda hastalığın ilk 5 günü içinde aşılama yapılırsa hastalığın tedavisine yardımcı olmak açısından faydalı olabilir. Maternal antikor seviyesi düşmedikçe aşılama faydasızdır. Bu yüzden en az 3 hafta ara ile 2 hatta 3 aşılama yapılmalıdır. Gençlik hastalığına karşı yapılan aşılama yüksek ateşli (40 C) ve bağışıklık sistemi zayıf yavrularda uygulanmamalıdır.

Hastalık yüksek oranda öldürücü bir hastalıktır. Genelde hastanın bu hastalıktan özellikle sinirsel form ortaya çıktıktan sonra kurtulması zordur. Kurtulanlarda da kalıcı sakatlıklar olabilir. Hasta mümkün olduğu kadar destek tedavi ile desteklenmeli ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. Çünkü zaman geçtikce hastanın hayatta kalma şansı nispi olarak yükselir. Ancak bu durum sinirsel form için pek geçerli değildir. Fakat yinede nörolojik bozuklukların ilerlediği ve hastanın yaşam kalitesinin çok düştüğü durumların dışında ötanazi (uyutma) önerilmez

Bu hastalığı yaşamamak için yapılması gereken en önemli şey, bilinmeyen yerlerden yavrular alınmamalı ve aşılamaya dikkat edilmelidir. Alınacak yavruları seçerken anne ve babası aşılı köpeklerin yavrusu olmasına özen gösterilmelidir.

Kuduz (Rabies)

Hastalık etkeni Rhabdovirüsdür. Davranış değişikliği, ilerleyen zamanda felç oluşan ve bütün sıcakkanlı hayvanlarda ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. Virüs dış ortamda çok kısa bir sürede ölür. Güneş ışığı, dejenfektanlar ve ısıya karşı cok dayanıksızdır. Kuduzda bulaşma hasta köpeğin ısırması veya tırmalaması ile olur. Sağlam deriye bulaşan salya kuduza sebeb olmaz. Ancak deri üzerinde yara ve berelere salya bulaşırsa mümkündür.

Kuduzda kuluçka süresi ısırılan bölgeye (beyine yakınlıkla doğru orantılıdır), bulaşan virüsün miktarına, virüsün hastalık yapma kabiliyetine bağlıdır.
Virüs vücuda girdikten sonra dolaşım sistemine geçer ve periferal sinirler yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşır. Burada çoğaldıktan sonra beyine ulaşır ve oradanda tükrük bezlerine geçer. Asıl hastalığı bulaştırma özelliğide bu evreden sonra başlar. Hastalığın virüs alındıktan sonra 3 hafta ile en fazla 6 ay arasında ortaya çıktığı düşünülmektedir.

1.Dönem

Genelde 2-3 gün bazende sadece bir kaç saat sürebilir.
Huzursuzluk, hayali nesnelere havlama, en küçük tahrikte bağırmaya başlama
Göz bebeklerinde genişleme
Göz kapakları ve göz reflexinde yavaşlama
Vücut ısısında hafif bir artış

2.Dönem

Genelde 1-7 gün sürer
Ses ve ışık uyarılarına karşı giderek artan bir tepki vardır.
Işıktan korkma, huzursuzluk
Sıra dışı cisimleri yeme
Saldırganlık (Canlı veya cansız nesneler olabilir.)
Kendi kendini yaralama olabilir
Kaslarda koordinasyon bozukluğu
Nöbetler

3.Dönem

Genelde klinik işaretlerden 2-10 gün sonra başlar ve 2-4 gün sürer
Sesin tonunda değişim
Yutma güçlüğü
Üçüncü göz kapağının aşırı büyümesi
Çene aşağı sarkar ve köpek çenesini kapatamaz
Salya akışı oldukça artar
Kafa ve boyunda felçler oluşur ve hemen sonrasında ölüm şekillenir.


Hastalıktan tamamen kurtulabilmek için sahipli ve sahipsiz tüm hayvanların aşılanması gerekir. Kuduz şüphesi ile bakılan hayvanlar karantinaya alınarak gözlemlenmelidir. Kuduz şüpheli bir hayvan tarafından saldırıya uğrayan insanın hemen yapması gereken şeyler şunlardır;

* Isırılan bölge hemen dezenfektanlar veya sabunla temizlenmelidir.
* Eğer saldırıya uğrayan kedi veya köpeğiniz ise veteriner hekiminize giderek kontrol ettirin ve gerekirse tekrar aşılatın.
* Saldırıya uğrayan sizseniz ve saldıran hayvanı hiç tanımıyorsanız ve karantina için bulma şansınız yoksa doktorunuzla konuşarak aşıya başlayın
* Eğer mümkünse saldıran hayvanı bularak yetkililere haber veriniz.

Saldıran hayvan karantinaya alınarak 10 gün kontrol edilecek ve eğer kuduz değilse size haber verilecektir. Bu durumda aşı olmayı kesebilirsiniz. Ancak hayvan bulunamıyorsa veya karantina sonucunda kuduz tespit edilmişşe aşılamaya devam etmelisiniz.

Hastalığın ortadan tamamen kaldırılabilmesi için tüm sokak hayvanlarının kısırlaştırılması (kontrolsüz üremeyi önlemek açısından) ve aşılanması gerekmektedir, lütfen bu konuda yapılan çalışmalara DESTEK veriniz. Bu hem kendi sağlığımız hemde toplum ve çevre sağlığı açısından çok önemlidir.

Epilepsi (Sara)

Epilepsi genellikle 6 ay ve 5 yaş arasındaki köpeklerde düzensiz nöbetlerle ortaya çıkar ve beynin serebrum olarak adlandırılan kısmının sinir hücrelerinden başlangıç alır. Sinir sistemindeki normal çalışan düzenin neden bozulduğu henüz anlaşılamamakla birlikte, insanlardaki epilepsiyle benzerlik gösterdiği bilinmektedir. Bazı kaynaklar sinirler arasında iletişimi sağlayan kimyasal mekanizmanın geçici olarak bozulması sonucu bu durumun oluştuğunu bildirmektedirler. Beynin içindeki nöyron dediğimiz sinir hücrelerinin düzensiz bir şekilde uyarım almasıyla kontrol dışı nöbetler görülür. Bu nöbetlere spazm veya havale de denilmektedir.

Nöbetlerin nasıl başladığının bir standardı olmamasına rağmen genellikle kolay heyecenlananların daha rahat nöbet geçirdikleri saptanmıştır. Çoğu hasta sahibi köpeğinin ya oyun oynarken veya sevdiği birini gördüğünde krize girdiğini söylemektedir. Aşırı korku anında ve uyurken de nöbet olaylarına rastlanmaktadır.

Hastada ilk nöbet görüldüğünde buna hemen epilepsi teşhisi koymak yanlıştır. Çünkü bu nöbetlerin bir çok hastalıkla karışabilmesi mümkündür.

Bunlardan bazıları ,

* Böbrek hastalıkları,
* Tümoral hastalıklar,
* Karaciğer hastalıkları,
* Doğmasal bozukluklar,
* Kan şeker seviyesinin aşırı yüksekliği veya düşüklüğü,
* Zehirlenmeler,
* Hamile annelerde bilhassa doğumdan sonra rastlanan kan kalsiyum düzeyinin aşırı miktarda düşmesi,
* Ateşli hastalıklarda vücut ısısının aşırı yükselmesi,
* Anemi gibi hastalıklarda vucudun oksijen yetmezliği,
* Baş bölgesine alınan darbeler sonucu beyine yeterli kan akışının olmadığı durumlar,
* Köpeklerde gençlik hastalığı gibi rahatsızlıklar

Vücudun belli bir bölümünü etkileyen bölgesel nöbetler ve genel nöbetler olmak üzere iki guruba ayrılır. Bölgesel olanın kökeninde genellikle beyinden kaynaklanan bir sorun vardır. Genel olan da kendi içinde grand mal ve petit mal olarak ikiye ayrılır;

* Grand mal daha sıklıkla görülür. Kriz sırasında hasta genellikle yere düşer, kendini kontrol edemez sanki birilerine tekme atıyormuş veya yüzüyormuş gibi hareketler yapar. Çoğu zaman bol miktarda salya vardır. Çiş ve kaka yapabilir. Fakat en kötüsü grand mal formunda hastanın nöbetlerden saatlerce çıkamamasıdır. Bu olayda bir nöbet bitmeden diğeri devreye girer. Bu durum uzun sürerse ölüm ortaya çıkabilir. Fakat diğer durumlarda genellikle ani bir ölüm durumu görülmez.

* Petit mal da hasta kriz geçirmez. Fakat bilinç kaybı oluşur. Sanki şok geçirmiş gibi etrafa boş boş bakar.
Bazen görülen gizli nöbetlerde hasta sadece birkaç saniye boyunca nöbet geçirir. Hasta ayıktır yere düşmez fakat şaşkındır. Bu tür nöbetlerin sebebini bulmak hemen hemen imkansızdır.

Bilhassa ilk zamanlarda diğer nöbetlerle karışabilmektedir. Veteriner hekim çoğu zaman nöbetleri yakalayamaz ve gelen hastayı kontrol ettiğinde herhangi bir bulguya da rastlayamaz. Spesifik bir test yöntemi yoktur.Diğer nöbetle seyredebilecek hastalıklardan ayırt etmek amacıyla bazı laboratuvar teknikleri, röntgen, tomografi ve MR gerekli olabilmektedir.

Nöbet esnasında öncelikle panik yapmamalı ve soğukkanlı olunmalıdır, nöbet geçireceğini anladığınızda eğer düşme pozisyonu olabilecekse kafasını ve vücudunu yaralamaması için gerekli tedbir alınmalıdır, elinizi onun ağzına götürmeyin. Çünkü bilinci yerinde olmadığı için elinizi çok kötü yaralayabilir.

Nöbet esnasında aşırı gürültüden ve telaşlı haraketlerden kaçının, eğer 1-2 dakika kadar sürüyorsa nöbet bitiminden sonra, fakat daha uzun sürebilecek gibiyse en kısa zamanda doktorunuzla görüşün. Hekiminize nöbetlerin sıklığı ve süresi konusunda ayrıntılı bir rapor vermelisiniz.

Hastalığın kesin bir teşhis yöntemi olmadığı gibi kesin bir tedaviside yoktur. Yapılan işlemler genelde hastanın nöbetlerini azaltmaya ve hafifletmeye yöneliktir. Mümkün olduğu kadar heyacanlı yapıdaki hastaların heyacanlanmasını önlemeye çalışılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında kısırlaştırma en azından hormonal kaynaklı heyacanların önüne geçeceği için önerilebilir.

Kuyruk Felci

Genellikle travmalara bağlı olarak kuyruğun hareketini sağlayan sinirlerin zarar görmesi nedeniyle ortaya çıkar. Özellikle kuyruk omurları veya omurların kuyruğa yakın son bölümünde meydana gelen kırıklarda sinirlerin zarar görmesi kuyruk felcinin oluşumunda en önemli nedenlerden biridir. Ayrıca kuyruğun ezilmesine bağlı olarak da şekillenebilir.

Omur kırıklarına bağlı gelişen olaylarda arka bölümü uyaran diğer sinirlerin de zarar görme olasılığı yüksektir ve bu nedenle çoğunlukla arka bacaklarda, anüs ve idrar kesesi sfinkterlerinde (büzücü kaslar) felç olayları ile birlikte görülme oranı yüksektir. Bu vakalarda genellikle gelişim pek iyi değildir ve arazlar kalıcı olabilir.

Özellikle ırka bağlı bir yatkınlık söz konusu değildir. Ancak Boxer, Dalmatian gibi hareketli ve uzun kuyruklu köpek ırklarında ezilmelere bağlı olarak daha sık rastlanılan bir durumdur.

Kuyruğun hareketsiz olarak arka bacakların arasında duruşu gözlenebilen en önemli belirtidir. Tuvaletini yaparken dahi kuyruğu kaldıramaz bu nedenle kuyrukta kirlenmeler oluşur. Kuyruğu kaldırıp bırakıldığında dirençsizdir ve hemen düşer.Röntgen bulgularında omurlarda kırığın varlığı söz konusu ise teşhisi destekleyen önemli bir bulgu olarak değerlendirilebilir.

Sinirlerde oluşan hasar ileri boyutta değilse sinirin kendini yenileme olasılığı vardır.Ancak ileri boyutta bir hasar özelliklede omur kırıkları tespit edildi ise en uygun tedavi operatif olarak kuyruğun alınmasıdır. Aksi taktirde yaralanmalara bağlı enfeksiyonlar veya gangren oluşumu söz konusu olursa kuyruğun kaybı söz konusu olabilir.

Intervertebral Disc Hernia

Omurlar arasında yer alan diskin deformasyonu nedeniyle, normal pozisyonunun veya yapısının bozulmasına bağlı olarak omuriliğe yaptığı baskı sunucu oluşur. Disk fıtığının oluşumundaki en büyük etken omurlar üzerine gelen şiddetli darbelerdir.

Öncelikle travmalar ikincil olarak da yaşın ilerlemesi ile kapsulada oluşan deformasyonlar kapsulanın zarar görmesine veya yırtılmasına yol açar. Bunun sonucunda diskin merkezinde yer alan çekirdek yer değiştirir ve bu da omurlar arasında şişkinlik ve baskıya yol açar. Omurlar arasındaki deformasyon değişik şekillerde olabilir. Disk bir çıkıntı şeklinde omurların arasında yukarı veya aşağı şekilde yer değiştirebileceği gibi omurilik kanalına doğru yayılarak da fıtıklaşabilir. Oluşan basıncın şiddetine bağlı olarak sinirler ileri derecede etkilendiğinde veya omurilikte hasar şekillendiğinde hastalık olumlu bir gelişme göstermeyebilir.

Dacshund, Buldog, Beagle, Cocker, poodle ve pekingese, Shih Tzus ırkı köpeklerde hastalığa karşı doğmasal olarak yatkınlık söz konusudur. Irksal yatkınlığı olan bu köpekler dışında German shepherd Dog, Great Dane ve Boxer ırkı köpeklerde de görülme oranı yüksektir ve genellikle 5 yaş civarında ortaya çıkar.

Görülebilecek en önemli bulgu sırt bölgesinde ağrının varlığı ve buna bağlı olarak sırtın kambur tutulmasıdır. Çoğunlukla yerden kalkmak istemez ve yatar. Yürüyüşü gergin, tutuk ve isteksiz olabilir. Merdiven inmek veya çıkmak, koltuk veya kanapeden atlamak çok tereddütlü yapılır. İlerlemiş olaylarda sinirlerde oluşan baskının şiddeti ile arka bacaklar tamamen kullanılamayabilir ve felçler görülebilir. Böyle bir durumda arka bacaklarda hissizlik ve patella refleksinin olmaması buna karşın anal reflekslerin olması dikkat çekici ve ayırıcı bir bulgudur.

Özellikle kalıtsal yatkınlığı olan ırktaki köpeklerde düzenli yapılacak röntgen kontrolleri hastalığın erken teşhisi için faydalıdır. Ayrıca aşırı egzersizlerden, omurlar üzerine darbe gelmesinden sakınmak, ters hareketlerden ve düşmelerden korumak genel olarak alınabilecek önlemlerdir.

Özellikle ataksi ve felç gibi sinirsel belirtiler görülmeden veya ilerlemeden teşhis edilmesi hastalığın seyri yönünden önemlidir. Yapılacak operatif müdaheleler ile fıtığın giderilmesi mümkün olabileceği gibi hasta normal fonksiyonlarını da kavuşabilir. Ancak sinir dejenerasyonları şekillendikten sonra hastalık geri dönüşümümsüzdür ve kalıcı arazlara neden olabilir.

Diğer Makaleler...

  1. Alt Çenenin Felci
RocketTheme Joomla Templates
.