banner-1

Ağız Ve Yutak Hastalıkları

  Ağızda Yabancı Cisim

  Köpeklerin merakından bulup yediği kemik veya benzeri şeyler ya da sahibinin verdiği tavuk kemiği, pirzola kemiği veya balık kılçığı gibi gıdalar hastalığa sebep olmaktadır. Bu kemikler ya da yabancı cisimler genelde dişlerin özellikle de üst çenedeki dişlerin arasına takılır. Köpek patilerini sürekli yüzüne sürer ve diliyle ağzındaki nesneyi çıkarmaya çalışır, bazı vakalarda öğürerek bu cismi çıkarmayı dener. Ağızda salya birikir ve akar. Ayrıca ağızdan pis bir koku gelir. İştah kesilir. Eğer ileri bir vaka ise diş etlerinde kanamalar ve iltihaplanma görülür. Köpeklere özellikle tavuk kemiği ve pirzola kemiği gibi kemikler kesinlikle verilmemelidir. Çöpler köpeklerin karıştıramayacakları yerlerde tutulmalıdır. Dışarıda gezdirirken yerden bir şey alıp yemesine engel olunmalıdır.

  Üst Damak Yırtığı

  Hastalık daha çok yeni doğmuş yavrularda üst damaktaki kemiklerin doğmasal olarak tam kapanmaması nedeniyle şekillenir. Bu durumda ağız ile burun boşluğu arasında bir bağlantı oluşur. Böylece alınan gıda bu aralıktan geçerek burundan dökülür veya akciğerlere kaçarak aspirasyon pnömonisine (yabancı cisim nedeniyle oluşan akciğer yangısı)neden olur. Köpeklerde ayrıca trafik kazaları veya düşmeler sonucunda da görülebilir. Yeni doğmuş yavrularda annenin memesinden süt emerken burnundan süt gelir. Ayrıca nefes borusuna kaçarak solunumda güçlüğe yol açabilir.
Bu tür olaylarda yırtıklar ufaksa cerrahi olarak kapatılabilir. Ancak büyük yırtıklar varsa ve cerrahi olarak kapatılamıyorsa oluşabilecek aspirasyon pnömonisi nedeniyle hastanın yaşamı tehlikeye girer.
  Periodontitis - Dişeti İltihabı

  Periodontium, dişi destekleyen yapıdır. Periodontitis ise gingivitis (diş eti iltihabı) ile birlikte görülen ve dişi destekleyen yapının tahrip olduğu periodontal bir hastalıktır. Diş üzerinde, kirlerden oluşan plaklar içinde  bakteriler ürer ve hastalığa neden olur. Plaklar içinde üreyen bu bakteriler çevre dokulara da yerleşerek onları da tahrip eder. Diş etlerinde geri çekilmeler başlar, ardından zaman içinde dişler sallanır ve aynı dönemde gingivitis de şekillenir. Ağız kokusu vardır, yüzde şişmeler, aksırma ve tıksırmalar olabilir. Periodontitis sorunu olan hastaların sık sık diş temizliğinin yapılması gerekir. Periodontitisli hastaların diş temizliği yapıldığı zaman tekrar plak oluşumunu geciktirebilmek için dişlerin parlatılması da gerekir. Tüm bu işlemler yapılırken diş yüzeyinde herhangi bir çiziğe neden olunmamalıdır; çünkü çizik ve girintiler bakteri plağının oluşumunu oldukça hızlandırırlar. Tüm bunların yanı sıra ağız kontrolleri ve diş fırçalamanın da düzenli olarak yapılması gerekir. Köpekler ve kediler için uygun bir diş fırçası ve diş macunu kullanılması daha iyi sonuç verecektir.

  Stomatitis-Glossitis-Gingivitis

  Stomatitis (ağız mukozasının iltihabı), glossitis (dil etinin iltihabı) ve gingivitisin (diş etinin iltihabı) sebepleri oldukça fazladır ve bunların sonucunda doku bozulmaları, ülserleşmeler ve ikincil enfeksiyonlar görülebilir. Stomatitis, glossitis ve gingivitis genellikle bir arada seyreden hastalıklardır. Diş taşları, gıdaya karşı aşırı hassasiyet, uzun süreli bağışıklığı düşüren ilaç tedavileri nedeniyle bağışıklık sisteminde zayıflama, bakteriyel (gram pozitif veya negatif bakteriler), viral hastalıklar, mantar ve  metabolizma hastalıkları (Üremi, Diabetes mellitus), tümörler, beslenme bozuklukları, yakıcı veya tahriş edici kimyasallar, kemoterapotik ilaçlarla tedavi, yabancı cisimler (bitki parçaları, kemik parçaları, kabuklar), böcek sokmaları (Arı, Örümcek, Akrep) hastalığın sebepleridir. Bu tür durumların sebep olduğu ağız hastalıklarına karşı başlıca savunma tükürük ve bağışıklık sistemidir. Bu sistemde oluşan savunma yetersizliği normalde hastalık yapmayan ağız içi mikroorganizmalarının ikincil hastalıklar yapmasına neden olabilir. Kronik seyirli hastalıklar da, epitel hücrelerinin onarılmasını, yenilenmesini ve çoğalmalarını engelledikleri için ağız enfeksiyonlarına neden olmaktadır. Diyabetik hastaların ağız kuruluğu ve susuzluktan dolayı ağız enfeksiyonlarına yakalanma oranları daha yüksektir. Ağızda bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar eğer vücutta üremi söz konusu ise üreyi amonyağa çevirirler. Başka bir deyişle ürenin yüksek seviyelere ulaşması hücreleri yıkan seviyelerde amonyak üretilmesine neden olur. Oluşan amonyak, doku iyileşmesini engeller, kanamaları ve ülserleri artırır. Bu arada bağışıklık sistemi zayıflar. Bunun neticesinde ağızda ülserler ve iltihaplanmalar görülür. Hasta dikkatlice incelenmeli ve lezyonların sistemik bir hastalıktan mı yoksa ağız boşluğunda lokalize olmuş bir hastalıktan mı kaynaklandığı ayırt edilmelidir.
İştah azalması, nefesin pis kokması, salya artışı, anormal çiğneme hareketleri, yutma güçlüğü, kusma, diş etleri ve ağızda kanama, ateş, depresyon, burun akıntısı ve aksırma hastalığın başlıca semptomlarıdır. Hastalığın oluşmasını önlemek için özellikle beslenme konusunda dikkatli olmalıyız; çünkü sebeplerin en büyük paya sahip olanı beslenmedir. Ayrıca ağız bakımı ve diş temizliğinin düzenli olarak yapılması da hastalığın oluşmasını engelleyici faktörlerdir. Ayrıca evde deterjan ve kimyasal madde gibi tahriş etkisi yüksek maddeleri açıkta bırakmamaya özen gösterilmelidir. Sistemik hastalıklar dışında oluşan ağız hastalıkları erken tespit edildiğinde çoğunlukla tedavi edilebilir; ancak gecikilmiş vakalarda özellikle ileri gingivitislerde tam bir iyileşme mümkün olmayabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla diş temizliğinin ve ağız kontrollerinin yapılması gerekmektedir.
 
  Epulis
 
  Diş eti mukozasından ve periosttan köken alan tümörlere epulis denilir. Epulisler diş eti ve çenenin alveoler uzantıları ile ilgili sert yapılı tümöral kitlelerdir. Oluşmasına neden olan en büyük faktör genetik nedenler ve bireysel yapıdır. Diş etinde çeşitli nedenlerle oluşan hasarlara bağlı olarak da gelişebilir. Özellikle tartarın neden olduğu irkiltiler epulis oluşumunu kolaylaştıran önemli bir faktördür. Hastalık tüm ırklarda görülebilir; ancak Boxer ırkının hastalığa genetik yatkınlığı vardır, ayrıca Golden Retriever ve Cocker Spaniel ırkı köpeklerde de sıkça görülür. Epulisler, genellikle periosttan köken alır ve diş etlerindeki iltihabik reaksiyonlar nedeniyle gelişir. Epulisleri diş etlerinin hipertrofisi (aşırı büyüme) olarak tanımlamak da mümkündür. Fibramatöz, ossifiye, akantamatöz epulis olmak üzere 3 türü vardır. Fibromatöz ve kemikleşmiş epulisler (ossifiye epulisler) iyi huyludur.
Akantamatöz epulisler ise alt ya da üst çene kemiğinin orta bölümlerindeki diş etinde genellikle orta yaş ve üstü dişi köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Fibramotöz ve kemikleşmiş epulisler zengin bir damarlaşmaya sahiptir. Pembe renkli ve sapsızdır ve zamanla büyüyebilir. Ayrıca ossifiye yapıda olanlarda sertleşme de görülmektedir. Boxer ırkı köpeklerde bu tür epulislere oldukça sık rastlanılmaktadır. Akantamatöz epulisler nadir olarak şekillenir. Genellikle orta yaş ve üzerindeki köpeklerde görülen bu tümörler başlangıçta kabartı şeklinde küçük üremeler halindedir. Zamanla büyüyerek bir karnabahar görünümü alabilen bu tümörler yayılmacı bir karakterdedir. Derin çevre dokulara hatta kemik dokuya dahi yayılabilen bu kötü huylu tümörler bölgesel lenf yumrularında metastaz yapabilir. Klinik olarak görülen ilk belirtiler salya artışı ve kötü kokudur. Diş etlerinde kızarıklık ve kanama da görülen semptomlar arasındadır. Zamanla diş etlerinde pembe renkli sapsız üremeler büyüyerek belirgin hale gelir. Genellikle köpek dişi ve öğütücü dişler hizasında şekillenen tümörün büyümesiyle birlikte yeme ve çiğneme güçlükleri belirginleşir; ayrıca dişlerde düzensizlik, diş dökülmeleri ve ülserasyonlar da görülebilen diğer belirtilerdir. Tedavide gecikilirse yüzde şekilsel olarak ciddi bozulmalar meydana gelir. Bunun yanında çiğneme ve mekanik çene bozukluklarına da neden olabilir. Epulisler çoğunlukla iyi karakterli ancak kolay nüksedebilen tümörlerdir. Tedavisi başlangıçta medikal olarak yapılabilse de ilerlemiş vakalarda operatif müdahale zorunludur. Özellikle metastaz karakterli olanlarda çevre dokuların iyi temizlenmesine ve metastaz olabilecek sistemik organların muayenesine önem verilmelidir.
RocketTheme Joomla Templates
.